Prof. Dr. Ilgaz YALVAÇ SAĞDIÇ – Göz Hastalıkları Uzmanı
Göz sağlığı söz konusu olduğunda, toplum arasında kulaktan kulağa yayılan pek çok bilgi mevcuttur. Ancak “göz tansiyonu” ya da tıbbi adıyla glokom hakkında bilinen yanlışlar, hastaların bazen gereksiz yere paniğe kapılmasına, bazen de tedavide geç kalmasına neden olabilmektedir. En çok sorulan sorulardan biri olan “Gözüm ağrıyor, acaba tansiyonum mu çıktı?” sorusu, aslında glokomun doğasını anlamak için harika bir başlangıç noktasıdır. Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, kliniğinde karşılaştığı bu yaygın yanılgıları bilimsel verilerle aydınlatarak, hastaların bilinçli bir süreç yönetmesini hedeflemektedir.
Halk arasında en yaygın yanılgı, yüksek göz içi basıncının mutlaka şiddetli bir ağrıya neden olacağı düşüncesidir. Ancak gerçek tam tersidir.
Özetle, göz ağrısı her zaman tansiyon değildir; ancak “sinsi” glokom türleri hiçbir ağrı yapmadan görmenizi çalabilir. Bu yüzden ağrıya güvenmek yerine ölçüme güvenmek hayati önem taşır.
Glokomun sadece yaşlılık hastalığı olduğu düşüncesi, genç hastaların muayeneyi aksatmasına neden olan büyük bir yanlıştır. İşte bu konudaki gerçekler:
Yanlış Bilgi | Bilimsel Gerçek |
“Glokom sadece 60 yaş üstünde görülür.” | Glokom bebeklikten itibaren her yaşta görülebilir. 40 yaş sonrası risk artsa da gençlerde de sık rastlanır. |
“Ailemde kimsede yok, ben risk altında değilim.” | Genetik önemli bir risk faktörüdür ancak glokom hastalarının önemli bir kısmında aile öyküsü yoktur. |
“Kitap okumak veya bilgisayar kullanmak göz tansiyonunu artırır.” | Bu aktiviteler gözü yorar ama doğrudan göz içi basıncını artırarak glokom yapmaz. |
“Göz numaram değişmiyorsa tansiyonum yoktur.” | Gözlük numarasının değişmesi (kırma kusuru) ile göz içi basıncı tamamen farklı mekanizmalardır. |
Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, özellikle yüksek miyopisi olan gençlerin veya uzun süreli kortizonlu ilaç/sprey kullanan bireylerin, yaşları ne olursa olsun glokom açısından risk altında olduklarını vurgulamaktadır. Modern yaşamın getirdiği dijital yorgunluk glokomla karıştırılmamalı, ancak rutin kontroller asla ihmal edilmemelidir.
Glokom tanısı alan hastaların bir diğer yanılgısı da tedavinin “geçici” bir süreç olduğu düşüncesidir. Glokom, tıpkı şeker hastalığı veya sistemik yüksek tansiyon gibi kronik bir durumdur.
Glokom yönetimi, doktor ve hastanın uzun yıllar sürecek bir iş birliğidir. Tedavinin başarısı, hastanın hastalığını doğru tanımasından geçer.
Göz tansiyonu hakkında doğru bilinen yanlışlardan kurtulmak, görme yetinizi korumanın ilk adımıdır. Unutmayın; ağrı bir uyarıcı olabilir ama ağrının olmaması “güvende” olduğunuz anlamına gelmez. Profesyonel bir göz taraması, sinsi düşman glokoma karşı en güçlü silahınızdır.
Her dolgunluk hissi glokom değildir. Çoğu zaman sinüzit, göz kuruluğu veya yorgunluk bu hisse neden olur. Ancak kesin ayrım için göz içi basıncının ölçülmesi ve görme siniri muayenesi şarttır.
Eğer tedavi edilmezse evet, körlükle sonuçlanabilir. Ancak Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç rehberliğinde uygulanan modern tedavi yöntemleri (yeni nesil damlalar, SLT lazer, cerrahi) sayesinde, erken teşhis konulan hastaların %95’ten fazlası ömür boyu görmelerini koruyabilmektedir.
Vücut tansiyonu (hipertansiyon) ile göz tansiyonu (glokom) farklı mekanizmalardır. Ancak sistemik yüksek tansiyon, gözdeki damar yapısını etkileyerek glokom riskini artırabilir. Biri varsa, diğerinin kontrol edilmesi her zaman önerilir.
Kişiye özel tedavi planınız için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.