Prof. Dr. Ilgaz YALVAÇ SAĞDIÇ – Göz Hastalıkları Uzmanı
Glokom, göz sağlığı dünyasında “sessiz hırsız” lakabını boşuna almamıştır. Bu hastalık, görme sinirini yavaş yavaş tahrip ederken hastaya hiçbir uyarı sinyali göndermez. Bu nedenle glokomda erken teşhis, görme yetisinin korunmasında kritik bir öneme sahiptir. Ancak madalyonun diğer yüzünde umut verici bir gerçek vardır: erken tanı. Glokom nedeniyle kaybedilen görme yetisini geri getirmek tıbben mümkün olmasa da, erken evrede yakalanan vakalarda görme kaybının ilerlemesini kontrol altına almak ve mevcut görmeyi korumaya yönelik yaklaşımlar planlanabilmektedir.
Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, kalıcı görme kaybı riskini azaltmada belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek yerine düzenli göz taramalarının önemli olduğunu belirtmektedir.
Glokomun neden “acil” bir tarama konusu olduğunu anlamak için gözün sinir yapısını bir fiber optik kabloya benzetebiliriz. Gözümüzden beynimize görüntü taşıyan milyonlarca ince sinir lifi, yüksek göz içi basıncı altında ezilmeye ve ölmeye başlar. Bir sinir lifi öldüğünde, o lifin sorumlu olduğu görme alanı noktası kalıcı olarak kararır.
Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç‘ın vurguladığı gibi, glokomda “erken” demek, hastanın hiçbir şikayeti olmadığı evre demektir. Şikayet başladığında, teşhis artık “geç” kategorisine girmeye başlamıştır.
Her bireyin glokom riski aynı değildir; bu nedenle muayene sıklığı kişiselleştirilmelidir. Amerikan Oftalmoloji Akademisi ve global protokoller ışığında hazırlanan aşağıdaki rehber, körlüğü önlemede en etkili takvimdir:
Eğer ailenizde glokom öyküsü yoksa ve bilinen bir göz rahatsızlığınız yoksa, 20’li ve 30’lu yaşlarınızda en az iki kapsamlı göz taraması yaptırmanız önerilir. Bu taramalar, “baz hattı” (baseline) verilerinin oluşturulması için kritiktir.
40 yaş, glokomun görülme sıklığının artmaya başladığı dönemeçtir.
Bu yaş grubunda glokom prevalansı %3-5 seviyelerine çıkar. Her yıl düzenli muayene şarttır.
Aşağıdaki kriterlerden birine bile sahipseniz, doktorunuz aksini söylemedikçe yılda bir kez glokom taraması yaptırmalısınız:
Modern Teşhis Teknolojileri: Sadece Göz Tansiyonunu Ölçmek Yeterli mi?
Pek çok hasta, gözlük muayenesi sırasında yapılan “hava üfleyen” testle göz tansiyonunun ölçülmesini yeterli zanneder. Oysa glokom teşhisi, tek bir rakama indirgenemeyecek kadar komplekstir. Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, modern bir glokom merkezinde bulunması gereken ileri tanı yöntemlerini şöyle sıralar:
Glokomda erken teşhis bir tercih değil, görme yetinizi korumak için zorunluluktur. Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç‘ın modern teknolojiyle donatılmış muayene süreci, bu sinsi hastalığı daha yolun başındayken durdurmanızı sağlar. Takviminize bir not düşmek, gelecekte dünyayı karanlıkta görmenizi engelleyebilir.
Evet. “Normal Basınçlı Glokom” adı verilen durumda, göz içi basıncı istatistiksel olarak normal sınırlarda (10-21 mmHg) olsa bile görme siniri hasar görebilir. Bu nedenle sadece rakama değil, OCT ile sinir yapısına bakılması hayati önem taşır.
Nadir de olsa evet. “Konjenital glokom” (doğuştan) veya “juvenil glokom” (gençlik dönemi) görülebilir. Bebeğin gözlerinin normalden büyük olması, ışıktan rahatsız olma ve aşırı sulanma gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır.
Kapsamlı bir glokom taramasında, göz bebeğini büyüten damlalar kullanılarak yapılan “göz dibi” (fundus) muayenesi çok kritiktir. Bu sayede hekim, görme sinirinin başını (optik disk) doğrudan üç boyutlu olarak inceleyebilir. Sadece cihaz ölçümleriyle yetinilmemelidir.
Kişiye özel tedavi planınız için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.