+90 505 916 95 14 WhatsApp'tan Yazın

Prof. Dr. Ilgaz YALVAÇ SAĞDIÇ – Göz Hastalıkları Uzmanı

Glokom Tedavisinde Yeni Nesil Yöntemler

İçindekiler

Göz tansiyonu tanısı konulduğunda hastaların zihnindeki ilk soru genellikle şudur: “Ömür boyu damla mı kullanacağım, yoksa bir operasyonla bu sorundan tamamen kurtulabilir miyim?” Glokom, kronik ve yönetilmesi gereken bir hastalıktır; ancak modern tıp, hastanın yaşam kalitesini bozmadan bu süreci yönetebilecek pek çok “yeni nesil” seçenek sunmaktadır.

Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, tedavi planını oluştururken hastanın göz yapısı, glokomun türü, evresi ve hastanın yaşam tarzını bir bütün olarak değerlendirir. Günümüzde tedavi artık sadece “basınç düşürmek” değil, “görmeyi en az yan etkiyle korumak” vizyonuyla planlanmaktadır.

Gelenekselden Moderne: İlaç Tedavisi ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkileri

Glokom tedavisinde onlarca yıldır ilk basamak “topikal damlalar” olmuştur. Bu ilaçlar, göz içindeki sıvının (hümör aköz) üretimini baskılayarak veya çıkış kanallarını daha geçirgen hale getirerek çalışır. Yeni nesil damlalar, daha az koruyucu madde içermeleri ve günde tek doz kullanım kolaylığı sağlamalarıyla eski nesil ilaçlardan ayrılmaktadır.

Ancak ilaç tedavisinin en büyük zorluğu “hasta uyumu”dur. Yapılan araştırmalar, glokom hastalarının %50’den fazlasının damlalarını düzenli kullanmadığını veya damlatma tekniğinde hata yaptığını göstermektedir. Ayrıca, uzun süreli damla kullanımı göz yüzeyinde kuruluk, kızarıklık ve yanma gibi kronik irritasyonlara yol açabilmektedir. Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, özellikle çoklu ilaç kullanımının gerekli olduğu ileri evre vakalarda, göz yüzey sağlığını korumak adına koruyucu içermeyen (preservative-free) formülleri ve eş zamanlı destekleyici tedavileri ön plana çıkarmaktadır. Eğer ilaçlar yeterli gelmiyorsa veya hasta damla kullanımına bağlı ciddi konfor kaybı yaşıyorsa, “yeni nesil” lazer veya cerrahi seçenekler devreye girer.

Girişimsel Glokom Tedavisinde Milat: SLT Lazer ve MIGS Uygulamaları

Son on yılda glokom dünyasındaki en büyük devrim, tedavinin erkene çekilmesi ve daha az invaziv yöntemlerin geliştirilmesidir. Eskiden cerrahi, “en son çare” olarak görülürken; bugün lazer ve mikro-cerrahiler, ilaç kullanımını azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak için erken dönemde tercih edilebilmektedir.

  1. Selektif Lazer Trabeküloplasti (SLT): Bu yöntem, özellikle açık açılı glokomda ilaç tedavisine alternatif veya destek olarak sunulur. Soğuk lazer teknolojisi kullanıldığı için göz dokusuna termal bir zarar vermez. Gözün doğal drenaj kanallarını uyararak sıvının daha rahat akmasını sağlar. İşlem sadece birkaç dakika sürer ve hastanın günlük hayatını etkilemez.
  2. MIGS (Mikro İnvaziv Glokom Cerrahisi): Geleneksel büyük ameliyatlar ile ilaç tedavisi arasındaki “boşluğu” dolduran bu yöntemler, göz içine mikroskobik boyutlarda cihazların (stentlerin) yerleştirilmesini içerir. MIGS operasyonları genellikle katarakt ameliyatı ile kombine edilebilir. İyileşme süreci çok hızlıdır ve komplikasyon riski oldukça düşüktür.

Bu yöntemler sayesinde, hastaların “damla bağımlılığı” önemli ölçüde azaltılmakta ve görme siniri üzerindeki baskı, daha stabil bir şekilde kontrol altına alınmaktadır.

İleri Evre Glokomda Kesin Çözüm: Geleneksel Cerrahi ve Valf Sistemleri

Lazerin ve mikro-stentlerin yetersiz kaldığı, göz içi basıncının çok yüksek seyrettiği veya görme siniri hasarının hızla ilerlediği durumlarda, daha kapsamlı cerrahi müdahaleler altın standarttır. Bu noktada cerrahın tecrübesi ve operasyon sonrası takip süreci, başarının en kritik belirleyicisidir.

  • Trabekülektomi: Glokom cerrahisinin temel direğidir. Göz sıvısının tahliyesi için yeni ve yapay bir kanal oluşturulur. Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç, bu operasyonda “kişiselleştirilmiş cerrahi” tekniklerini kullanarak, kanalın zamanla tıkanmasını (fibrozis) önlemek için özel ilaçlar ve dikiş teknikleri uygulamaktadır.
  • Glokom Drenaj Cihazları (Tüp/Valf Cerrahisi): Göz içine yerleştirilen ince bir tüp aracılığıyla sıvının göz dışına kontrollü bir şekilde atılması sağlanır. Özellikle daha önce başarısız cerrahi geçirmiş veya çok dirençli glokom türlerinde (neovasküler glokom vb.) hayat kurtarıcı bir yöntemdir.

Bu cerrahiler, glokomu “iyileştirmez” ancak hastalığın ilerlemesini durdurarak körlük riskini ortadan kaldırır. Modern cerrahi yaklaşımlar, hastanın operasyon sonrası minimum rahatsızlıkla normal hayatına dönmesini hedefler.

Glokom tedavisinde seçenekler hiç olmadığı kadar fazladır. İlaçların yan etkilerinden yorulan veya damla kullanmakta zorlanan hastalar için SLT ve mikro-cerrahi gibi modern çözümler, görme sağlığını korumada yeni birer kapı açmaktadır. Prof. Dr. Ilgaz Yalvaç rehberliğinde size en uygun yöntemi belirlemek, bu sinsi hastalığa karşı kazanılan en büyük zaferdir.

Sıkça Sorulan Sorular 

  • Lazer tedavisi (SLT) sonrası damla kullanmayı tamamen bırakabilir miyim? 

SLT lazer sonrası hastaların büyük bir kısmında göz içi basıncı anlamlı düzeyde düşer. Bazı hastalar damla kullanımını tamamen bırakabilirken, bazıları kullandıkları ilaç sayısını azaltabilir. Sonuç, hastanın bireysel yanıtına bağlıdır.

  • Glokom ameliyatı (Trabekülektomi) riskli midir? Görme artışı sağlar mı? 

Her cerrahi işlemin belirli riskleri vardır, ancak modern tekniklerle bu riskler minimuma indirilmiştir. Unutulmamalıdır ki glokom ameliyatı görmeyi “artırmak” için değil, mevcut görmeyi “korumak” için yapılır. Ameliyatın amacı basıncı güvenli sınırlara indirmektir.

  • Ameliyat mı yoksa lazer mi daha etkili? 

Bu sorunun cevabı glokomun evresine göre değişir. Erken ve orta evrelerde lazer (SLT) veya MIGS yöntemleri oldukça etkiliyken; ileri evre, çok yüksek basınçlı vakalarda trabekülektomi veya valf cerrahileri en etkili sonucu verir. Karar, detaylı muayene sonrası hekiminiz tarafından verilir.

İlgili Yazılar;

Hızlı İletişim Formu

Kişiye özel tedavi planınız için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.